Biranın tarihi çok eski devirlere dayanmaktadır. İlk alkollü içkinin bira olduğu sanılmaktadır. Biranın tarihi 8000 sene kadar geriye gitmektedir. Bu, Fırat nehri kıyılarında bulunan ve şimdi Londra’da British Museum’da muhafaza edilen “Blau Monument” denilen eski yazılı bir belgeyle kesindir. Babil krallarının, Tanrıya yakardıkları dinsel törenlerde bira içtikleri ve halkı da bira içmeye teşvik ettikleri bilinen gerçekler arasındadır. Daha sonra eski Mısırlılar tarafından kullanıldığı ve Firavun mezarlarında mumyaların yanıbaşına birer kase dolusu bira konulduğu bilinmektedir. Bira, eski Yunanlılarda daha çok meşhurlaşmıştır. Tıbbın piri bilinen Hippocrates, bira için “Susuzluğu giderir, hazma zararsız ve mideyi şişirmez” demiştir.
Bira yapımında ilk zamanlar, zamanımızın birasının vazgeçilmez bir maddesi olan şerbetçiotu kullanılmazdı. Birada şerbetçiotunun kullanılışının 500 senelik bir geçmişi vardır. Şerbetçiotu biranın çabuk bozulmamasını sağlarken aynı zamanda bir karakter unsuru olmuştur. Bira yapımında kullanılan başlıca bitki arpadır. Arpanın dışında az olmakla birlikte mısır, çavdar, yulaf, buğday, pirinç ve darı da kullanılır.
Biranın yapılışını kısaca şöyle anlatabiliriz: Biranın esas maddesini oluşturan arpa önce suya yatırılır. Birkaç gün bu şekilde kalan arpa sıcak bir yere serilerek çimlenmeye bırakılır. Çimlenme süresi ortalama beş gün civarındadır. Çimlenen arpalar “kiln” denilen fırınlarda kurutulur. Bu kurutma biranın türüne göre değişmektedir. Eğer bira koyu renkli ve siyah olacaksa daha çok kavrulur. Açık renkli olacaksa daha az tutulur bu kavurma süreci. Bu devrelerden geçen arpa artık malttır. Malt, değirmenlerden geçirilerek kabaca öğütülür. Bu esnada bazenmalt olmamış diğer tahıllar da karıştırılarak sıcak su ile büyük teknelere doldurulur. Bu kaplara İngilizce adıyla “Mashtun”, içindeki sıvıya da “mash” denir. Isıtılarak harareti daha da artırılan bu sıvı daha sonra süzülerek “kettle” veya “copper” denilen dev kazanlara nakledilir. Bir ile iki saat arasında, bu esnada şerbetçiotu da ilave edilerek kaynatılır. Biranın arpadan sonra ikinci ana maddesini oluşturan şerbetçiotunun kaynamakta olan sıvıya ne zaman ilave edileceği ve hangi çeşit bir ot olacağı üreticiye kalmış bir iştir. Şerbetçiotunun da ayrı ayrı türleri vardır ve her türünde biraya yansıyan ayrı ayrı özellikler olmakadır.Kaynatma işleminin ardından sıvıdaki şerbetçiotu süzülerek alındıktan sonra sıvı soğumaya bırakılır. Bu evrelerden geçen sıvı, maya ilavesiyle fermantasyona tabi tutulur. Yani mayanın kimyasal etkisiyle sıvıdaki şeker alkole dönüşür. Alkole dönüş normal olarak bir haftada tamamlanır. Mayalanma işlemi kendiliğinden durduktan sonra bu taze bira bir süre dinlendirilir. Dinlendirme süresi “lager” tipi biralarda daha da uzun olur. Bunda süre bir ile üç ay arasında değişmektedir. Bazı biralar ikinci bir fermantasyona da tabi tutulurlar. Bu tür işlemler biradan biraya, imalatçıdan imalatçıya farklılıklar gösterir. Üretimi bu şekilde yapılan bira daha sonra süzülerek şişelenir.
Şişe ve teneke kutularda satılan biraların genellikle büyük bir bölümü, fıçı biraların da bir kısmı, pastörize edilmiş biralardır. Pastörizasyon, biraya özgü canlılığın bir kısmını öldürürken bozulmadan dayanma süresini uzattığı için gene de faydalı sayılmaktadır.
Mesela Almanya’da yapılan ve satılan biraların hemen hemen tümü pastörize edilmemiş biralardır. İngiltere’de yapılan ve fıçılarda satılan bu tür biralara “draught”, pastörize olmuş türlerine de “keg” bira denilmektedir.
Nasıl şaraplar beyaz ve kırmızı olarak iki ana stile ayrılıyorsa biralar da “ale” tipi ve “lager” tipi olmak üzere iki ana stile ayrılırlar. Bu farklılık mayalanma sürecinden kaynaklanmaktadır. Ale tipi biralar üstten, lager tipi biralar da alttan mayalanmış biralardır. 1842 yılına kadar yapılan biraların tümü üstten mayalanmış biralardı. Şimdi Çekoslovakya sınırları içerisinde olan Pilsen kasabasında bu tarihte değişik stilde bir bira yaratıldı. Bunun adı Pilsen yada Lager’dir. Bizdeki Efes Pilsen ve Tuborg biraları bu stil biralara birer örnektir. Tekel’in ürettiği bira da Ale tipi bir bira stilidir.
Her iki bira stilinin de kendine özgü özellikleri vardır. Ale tipi biralar daha çok Bitter(acı) olarak bilinmektedir. Çünkü bu tür biralarda şerbetçiotunun özellikleri çok belirgin olduğundan acımtrak olurlar.
Ale tipi biralar normal olarak 13-15 derecede içilirken lager tipleri daha soğuk içilir.5 dereceden daha soğuk olmamalıdır. Zira çok soğuk bir bira, özelliklerinin hemen hemen tamamını kaybeder.
Biraların servisinde dikkat edilecek bir konu da fazla köpürmenin engellenmesidir.Bilhassa soğuk veya oda hararetinde içilen biralar genellikle fazlaca köpürürler.Bunu önlemek için de bardağı hafifçe bir yana eğip birayı bardağın iç yanına doğru yavaşça dökerek doldurursak biranın aşırı köpürmesini önlemiş oluruz.
Az alkollü ve Alkolsüz Biralar
Bundan 8-10 sene önce üretilen bu alkolsüz biralar, yavanlığı belirli bir noktaya kadar giderilerek bir hayli geliştirildi. Şimdi artık bu tür biralar piyasaya kendisini kabul ettirmiş durumda.
Normal bira gibi üretilen bu biralar daha sonra çeşitli yöntemlerle damıtılarak alkolsüz veya az alkollü olarak pazarlanırlar.
Alkolsüzlerine Alcohol Free, az alkollülerine ise Low Alcohol denir.
Tüm hakları © İckiBurada.com'a aittir.